CEZA HUKUKU KİMLİKLERİ DEĞİL, SOMUT FİİLLERİ SORUŞTURUR

2741 kişi bu haberi görüntüledi.

Son günlerde “Ailem Güvende” adı altında yürütülen soruşturmalar kapsamında gerçekleştirilen gözaltı, arama, el koyma ve tutuklama işlemleri ile erişim engellemeleri ve barışçıl protestolara yönelik kolluk uygulamaları, kamuoyunda hukuk devleti ilkesi ile temel hak ve özgürlükler bakımından bazı tartışmaları da yanında getirmiştir. 

Öncelikle ifade etmek gerekir ki; çocukları, gençleri ve aileleri korumak devletin anayasal sorumlulukları arasındadır. Kanunda suç olarak tanımlanan bir fiile ilişkin somut suç şüphesinin bulunması hâlinde soruşturma yürütülmesi de hukuk devletinin gereğidir. Ancak soruşturmanın konusu ve gerekçesi ne olursa olsun, ceza muhakemesi işlemleri Anayasa ve kanunların öngördüğü güvencelere uygun yürütülmelidir.

Ceza hukukunun konusu kişilerin kimlikleri, cinsel yönelimleri, cinsiyet kimlikleri, yaşam biçimleri ya da hukuka uygun örgütlenme ve hak savunuculuğu faaliyetleri değil, kanunda suç olarak tanımlanmış somut fiillerdir. Hiç kimse ve hiçbir toplumsal kesim, kimliği veya yaşam biçimi üzerinden kategorik olarak şüpheli ilan edilemez. Hukuk normları, uygulayıcıların öznel değerlendirmelerine göre şekillenemez; aksi hâlde hukukun üstünlüğünün yerini keyfilik alır.

Bu uygulamalara karşı demokratik protesto hakkını kullanan kişilerin ve hukukun sağladığı güvenceleri teminat altına almakla görevli olan avukatların müdahaleye maruz bırakılması ve gözaltına alınması ise ifade hürriyetine olduğu kadar savunma hakkına da dönük ağır hak ihlallerine sebebiyet vermektedir. 

Türkiye Barolar Birliği olarak; yürütülen tüm işlemlerde hukuk devleti ilkesi gereğince anayasal güvencelere eksiksiz uyulması gerektiğini hatırlatıyor, sürecin takipçisi olmaya devam edeceğimizi kamuoyunun dikkatine sunuyoruz.

Türkiye Barolar Birliği