Kadınların özel hayatına müdahale anlamına gelen iddet müddetinin gerekçesi toplumsal ihtiyaç olamaz

1142 kişi bu haberi görüntüledi.
31 Aralık 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesi kararıyla, Türk Medeni Kanunu’nda boşanmanın ardından kadına evlenme yasağı öngören iddet müddetine ilişkin düzenlemenin iptali talebi reddedilmiştir. Anayasa Mahkemesi, söz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olmadığı sonucuna ulaşırken, karar gerekçesinde kamu yararı ve devletin takdir yetkisine atıfta bulunmuş; gerekçenin 31. maddesinde ise düzenlemenin meşruiyetini “toplumsal ihtiyaç” kavramı üzerinden temellendirmiştir.
Anayasa Mahkemesi kararlarının gerekçeleri, yalnızca somut uyuşmazlığı çözmekle sınırlı olmayıp, temel hak ve özgürlüklerin nasıl yorumlanacağına dair anayasal çerçeveyi de belirlemektedir. Bu nedenle gerekçede kullanılan kavramların açık, öngörülebilir ve sınırları belirli olması, hukuk devleti ilkesinin zorunlu bir sonucudur.
İddet müddeti düzenlemesi, doğrudan doğruya kadınların özel hayatına, evlenme özgürlüğüne ve bedeni özerkliğine müdahale niteliği taşımaktadır. Kadınların kişisel statülerine ilişkin bir sınırlamanın “toplumsal ihtiyaç” gibi içeriği somutlaştırılmamış bir kavramla gerekçelendirilmesi, Anayasa’nın eşitlik ilkesine ve devletin temel hakları koruma yükümlülüğüne uygun değildir.
“Toplumsal ihtiyaç” kavramı, demokratik toplum düzeninde; çoğunluğun kanaatini ya da idarenin geniş takdir alanını değil, somut, zorlayıcı ve ölçülü bir gerekliliği ifade eder. Bu kavramın, yalnızca kadınlara özgü bir sınırlamayı meşrulaştıran genel ve soyut bir gerekçe hâline getirilmesi, eşitlik ilkesinin ve temel hak güvencelerinin zayıflatılması riskini beraberinde getirir.
TÜBAKKOM olarak, Anayasa Mahkemesi kararlarında kullanılan kavramların; özellikle kadınların insan hakları bakımından doğurabileceği sonuçlar gözetilerek, hak temelli, ölçülü ve insan onurunu esas alan bir yaklaşımla yorumlanmasının anayasal bir zorunluluk olduğunu kamuoyuna saygıyla duyururuz.
TÜBAKKOM