MESEM UYGULAMASI ÇOCUK İŞÇİLİĞİNİ MEŞRULAŞTIRAMAZ. ÇOCUKLARIN EĞİTİMİ, UCUZ İŞ GÜCÜNE DÖNÜŞTÜRÜLEMEZ
3308 Sayılı Mesleki Eğitim Kanunu uyarınca “çırak, kalfa ve ustaların eğitimi ile okullarda, yükseköğretim kurumlarında ve işletmelerde yapılacak mesleki eğitim” amacıyla oluşturulan Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) kapsamında yürütülen eğitim-çalışma modeli; ülkemizde giderek artan çocuk işçiliğine zemin hazırladığı, çocukların yoğun biçimde sanayi sitelerinde, atölyelerde, organize sanayi bölgelerinde ve yüksek riskli iş alanlarında çalıştırıldığı, iş sağlığı ve güvenliği bakımından ağır riskler barındırdığı; mevzuatın öngördüğü çerçevenin dışına taşarak çocuk işçiliğinin kurumsallaştırılmasına yol açtığı ve çocukların temel haklarını zedeleyen bir yapıya dönüştüğü gerçekliği ile çocuk ihmal ve istismarının en görünür uygulaması haline gelmiştir.
Anayasa madde 41’e göre “Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır.” İş Kanunu'na göre “15 yaşın altında çocukların çalıştırması yasaktır.” ILO 138 no lu Asgari Yaş Sözleşmesi düzenlemesine göre “Her üye kendi ülkesinde ve kendi ülkesinde kayıtlı bulunan ulaşım araçlarında istihdama veya çalışmaya kabul için asgari yaş sınırını belirleyecektir. Asgari yaş sınırı, zorunlu öğrenim yaşının bittiği yaşın altında ve her halükarda 15 yaşın altında olmayacaktır.” Yine 182 no lu “En Kötü Biçimlerdeki Çocuk İşçiliğinin Yasaklanması ve Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Acil Eylem Sözleşmesi” uyarınca “en kötü biçimlerdeki çocuk işçiliği” ifadesi doğası veya gerçekleştirildiği koşullar itibariyle çocukların sağlık, güvenlik veya ahlaki gelişimleri açısından zararlı olan işi kapsar.”
3308 Sayılı Mesleki Eğitim Kanunu kapsamındaki çocuklar öncelikle öğrencidir. Bu çocukların meslek öğrenmek amacıyla aday çırak ve çırak statüsünde isimlendirilmeleri ve işletmelerde istihdamı, çocukların ucuz işçi statüsünde korunmasızlıklarına yol açacak şekilde değerlendirilemez. Öğrencilerin güvenli koşullarda eğitim alması yasa gereği zorunlu kılınırken uygulamada görülen en büyük sorun; eğitim alanları belirlenirken standartlara uygunluğa dikkat edilmemesi, denetim yetersizliği, belgesiz çalışma, uzun mesailer, asgari güvenlik önlemlerinin dahi alınmadığı işyerlerinin varlığıdır.
MESEM’in uygulanış biçimi, çocukları eğitim hakkından mahrum bırakan, temel hak ve özgürlükleri zedeleyen, çocukları güvencesiz ve tehlikeli çalışma koşullarına mahkûm eden bir mekanizmaya dönüşmüştür. MESEM kapsamındaki öğrenciler, “çırak” statüsü altında eğitim görmeleri gerekirken, çok sayıda işletmede tam zamanlı, ağır ve tehlikeli işlerde fiilen işçi gibi çalıştırılmaktadır.
Bu koşullar, çocukların nitelikli eğitime erişim hakkını, çocuğun yaşama ve gelişim hakkını, bedensel ve ruhsal bütünlüklerini ve güvenliklerini ciddi biçimde ihlal etmektedir.
Çocukların öğrenim saatlerinin büyük bölümünü işyerlerinde geçirdiği bu yapı, “eğitim” adı altında çocuk işçiliğinin kademeli biçimde yaygınlaştırılmasıdır. Eğitim hakkı, meslek edindirme adı altında ,çocuğun ücret karşılığı çalıştırılmasına indirgenemez. Çocuk emeğinin ekonomik gerekçelerle istismar edilmesi, hiçbir koşulda kabul edilemez. Bir çocuğun emeği üzerinden sistem inşa edilemez. Çocukların ekonomik sömürüye karşı korunması devletin doğrudan yükümlülüğüdür. Devletin asli görevi çocuğu korumaktır, ucuz işgücü sağlamak değildir. Çocuğun çalıştırıldığı bir modelde, onun geleceğini güvence altına alan hiçbir mekanizma bulunmaması hukuken ve vicdanen kabul edilemez.
Yine öğretmen örgütlerinin, emek ve sivil toplum kuruluşlarının MESEM’e yönelik eleştirileri baskılanmakta; çocukların yaşadığı gerçeklik ile resmi söylemler arasındaki fark her geçen gün büyümektedir. Çocuk haklarına ilişkin kaygı ve ihlallerin dile getirilmesi, demokratik toplumun gereğidir. Çocukların güvenliğini ve yaşam hakkını ilgilendiren alanlarda şeffaflığın ortadan kaldırılması kabul edilemez.
Türkiye Barolar Birliği Çocuk Hakları Komisyonu olarak;
1. MESEM uygulamasının acilen yeniden gözden geçirilmesini,
2. Acil olarak bağımsız bir denetime tabi tutulmasını,
3. Çocukların fiilen çalıştırılmasına yol açan tüm uygulamaların durdurulmasını,
4. İşyerlerinde, sıkı, etkin ve düzenli olarak denetimler yapılmasını,
5. Çocukların tehlikeli işlerde çalıştırılmasını önleyecek yasal ve idari düzenlemelerin ivedilikle yapılmasını,
6. Eğitim hakkını esas alan, çocuğu işverenin değil eğitim sisteminin odağına alan bir modelin geliştirilmesini,
7. MESEM kapsamında meydana gelen iş cinayetleri ve ihlaller hakkında etkin soruşturma yürütülmesini, tüm sorumlular hakkında gerekli adli ve idari işlemlerin ivedilikle başlatılmasını,
8. Çocukların güvenli eğitim ortamlarına döndürülmesini, ekonomik sömürüden korunmasını talep ediyor ve her çocuğun eğitim görme, gelişme, korunma ve güvenli yaşama hakkının ekonomik beklentiler ile yok edilmesine karşı çıkıyoruz.
Türkiye Barolar Birliği Çocuk Hakları Komisyonu olarak, çocuk işçiliğini meşrulaştıran, çocuğu riske atan, eğitim hakkını gölgeleyen hiçbir uygulamayı kabul etmediğimiz bildiriyor, tüm kurumları çocukları koruyan politikaları hayata geçirmeye davet ediyoruz.
TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ
ÇOCUK HAKLARI KOMİSYONU
