TBB YÖNETİMİ, BERAAT İLE SONUÇLANAN İSTANBUL BAROSU DAVASININ KARAR DURUŞMASINDAYDI

5269 kişi bu haberi görüntüledi.

Sağkan: Özellikle Bugünlerde Hukukun İşlediğini Görmek Çok Kıymetli

İstanbul Barosu Başkanı Av. İbrahim Kaboğlu ile Yönetim Kurulu üyelerinin, Avukatlık Kanunu’nun görev tanımı kapsamında yaptıkları bir açıklama gerekçe gösterilerek “örgüt propagandası yapmak” ve “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak” suçlamasıyla yargılandıkları ceza davası beraat ile sonuçlandı.

Silivri’de bulunan Marmara Cezaevi Yerleşkesi’nde, İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nce görülen davanın karar duruşmasına Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Av. R. Erinç Sağkan, Başkan Yardımcıları Av. Ercan Demir ve Av. Bahar Gültekin Candemir; Yönetim Kurulu üyeleri Av. Kemal Aytaç, Av. Makbule Tanış, Av. Melih Yardımcı, Av. Nizam Dilek, Av. Ali Bayram ile Başkan Danışmanı Av. Veli Küçük katıldı.

Duruşmayı çok sayıda baro başkanı ve temsilcisinin yanı sıra, 83 farklı ülkeden 30 baro ile 17 uluslararası hukuk örgütünün temsilcileri ve çok sayıda avukat izledi.

SAĞKAN, AÇIKLAMASINA KATLEDİLEN MESLEKTAŞIMIZ AV. ZEKERİYA POLAT’I ANARAK BAŞLADI

Mahkeme tarafından oy birliğiyle verilen beraat kararı sonrasında bir açıklama yapan TBB Başkanı Av. R. Erinç Sağkan, sözlerine Yalova’da görevi başındayken uğradığı silahlı saldırı sonucunda hayatını kaybeden Av. Zekeriya Polat’ı anarak başladı.

Sağkan, şunları söyledi:

“Biz avukata yönelik şiddetin sebeplerinin bireysel olmadığını, bunun toplumsal ve siyasi bir yanı bulunduğunu uzun yıllardır dile getiriyoruz. Bu şiddet vakalarının artarak devam ettiğini, bunun toplumsal bir sorun olduğunu, avukata yönelen şiddetin sadece avukata değil aynı zamanda onun temsil ettiği yurttaşın savunma hakkına dönük olduğunu ısrarla ifade ediyoruz.

Bu nedenle Avukata dönük şiddet vakaları, bireysel vakalar olarak görülüp, basit şiddet olaylarına indirgenemez. Ciddi toplumsal sonuçları olan vakalardır. Bugün bir örneğini İstanbul Barosu Başkanı ve Yönetim Kurulu üyelerinin yargılanmasında gördüğümüz; avukatların kriminalize edildiği, faaliyetlerinin terörize edildiği söylemler de avukatın müvekkili ile özdeşleştirilmesine ve şiddetin hedefi haline gelmesine sebebiyet veren unsurlardan biridir. Avukata dönük şiddetin toplumsal nedenlerinin tespiti ve çözüm yollarının üretilmesi için meclis çatısı altında bir komisyon kurulması önerimizi buradan tekrarlıyorum. Bu vesileyle yaşamını yitiren meslektaşıma Allah’tan rahmet, yakınlarına ve camiamıza başsağlığı diliyorum.”

YARGILAMANIN BAŞINDAN SONUNA KADAR HEP HUKUKU SAVUNDUK

Sağkan, İstanbul Barosu’na yönelik sürece ilişkin olarak da şöyle konuştu:

“Hukuka, Anayasa’ya ve Avukatlık Kanunu’nun avukatlara dönük özel soruşturma hükümlerine aykırı olarak başlatılan bu soruşturma sürecinin hukuka aykırılığını ilk andan itibaren ifade ettik. Bildiğiniz üzere bugün beraat kararı verilen bahse konu açıklamaya dayanılarak Türkiye’de ilk defa, Avukatlık Kanunu’nun 77. maddesi işletilerek İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı davaname ile Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından İstanbul Barosu’nun Başkanı ve Yönetim Kurulu üyelerinin görevden alınmalarına karar verildi. O mahkemede de işlemlerin hukuka aykırılığını dile getirmiş, İstanbuk Barosu mensubu avukatların iradesinin yok sayılamayacağını ifade ederek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini söylemiştik. En azından devam etmekte olan ceza soruşturmasının sonucunun beklenmesi gerektiğini idade etmiştik. Ancak mahkemenin bir acelesi vardı ve hukuka aykırı bir şekilde ceza davası sonucunu dahi beklemeden baro yöneticilerinin görevden alınmasına karar verdi. İşte o mahkemenin kararına gerekçe olarak gösterdiği açıklamanın herhangi bir suç unsuru içermediği ve haliyle Asliye Hukuk Mahkemesinin kararının da hukuka uygun olmadığı bugün Ağır Ceza Mahkemesi tarafından ortaya konuldu.

Bu yargılamanın soruşturma aşamasındaki hukuka aykırılıkları ortaya koymakla birlikte kovuşturma aşamasının ise adil şekilde yürütüldüğünü, mahkemede yaptığım savunmada da ifade etmiştim. Biz yargılamanın kovuşturma sürecinin adil şekilde işlediğini; savunma hakkının kısıtlanmamasıyla, duruşmada usule dair güvencelerin hayata geçirilmesiyle yaşadık ve gördük. Bugünkü kararla birlikte İstanbul Barosu Başkanı ve Yönetim Kurulu üyelerinin Avukatlık Kanunu’ndaki görevlerinden kaynaklı eylemlerinin herhangi bir şekilde suç teşkil etmediği mahkeme kararıyla birlikte ortaya konuldu.

Bir hakkın iade edilmiş olmasını sevinç çığlıklarıyla karşılayacak değiliz. Ancak hukukun işlediğini görmek özellikle bugünlerde çok ama çok kıymetliydi. İstanbul Barosu Başkanı ve Yönetim Kurulu üyeleri ile savunmalarını yapmak üzere hazır bulunan avukatlar, davanın başladığı ilk günden itibaren siyasi yanı bulunan yargısal süreçlerde hukukun üstünlüğünün tesisinin büyük öneminin bilinciyle hareket ettiler. Tüm yargısal süreçte tek amacımız sistemi hukukun üstünlüğü çizgisine çekmeye çalışmak oldu. Bugün bunun olumlu sonuçlarından birinin hayata geçmiş olmasını memnuniyetle karşıladığımızı, Türkiye’de başta ifade hürriyeti ile kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı olmak üzere temel hak ve özgürlüklerin hukuka aykırı şekilde sınırlandırıldığına inandığımız bütün yargısal süreçlerde hukukun üstünlüğünün tesisi için mücadele etmeye devam edeceğimizi ifade etmek istiyorum. Katılan, destek veren baro başkanlarımıza, yurt dışından gelen konuklara ve meslektaşlarımıza teşekkürlerimi sunuyorum.”


Haber ile ilgili Görseller

Görüntüle
Görüntüle
Görüntüle
Görüntüle
Görüntüle